Bugün markette meyve reyonundan geçerken narların önünde durdum bir süre; aklıma babamın bahçeden sepet sepet getirip en güzellerinin suyunu sıkarak kocaman bardaklarla bize içirmek için ısrar edişini hatırladım.
Biz eski dünyalıların hayatında efsaneleşmiş, sembolleşmiş, hatta kutsallaşmış; hikayeleri anlatmakla bitmeyen narın hemen her yerde sağlıkla ilgili faydalarını okuyorsunuz. Ben daha çok efsanelerinden ve bir meyvenin nasıl binlerce yıldır günlük hayatın ve kültürlerin bir parçası oluşundan bahsetmek istiyorum.
Örneğin Yunan mitolojisi mevsimlerin oluşumunu nar meyvesi ile ilişkilendirmiştir; hikayeye göre Hades, Doğa Tanrıçası Demeterin kızı olan Persephone’yi yeraltına kaçırır. Demeter, bu olaydan dolayı çok üzülür ve yeryüzde kıtlıklar başlar, toprağın bereketi kalmamış, mevsimler hep kış olmuştur. Persephone, Hades’in kendisine verdiği 6 nar tanesini yemiş ve büyü ile tanrıya bağlanmıştır. Bu olay üzerine Zeus araya girerek yılın yarısını, yani çiçek açma ve meyve zamanlarında yer üstünde geçirmesini sağlamıştır, yılın diğer yarısını ise kocası Hades’in yanında geçirecektir. Böylece efsaneye göre yaz ve kış mevsimleri oluşmuştur.
Azerbaycan’da nar ağacı kutsal ağaç olarak kabullenilmiş ve Azerbaycan halılarında önemli bir figür olarak ortaya çıkmıştır.
Hindistandaki bir efsaneye göre de “Anarkali” isimli bir Hint prensesi halktan bir gence âşık olmuş; Anarkali'nin babasının askerleri, bu iki genci yakalamışlar ve güzel Anarkali'yi, diri diri duvara gömmüşler. Efsaneye göre Prensesin gömüldüğü yerde, her bahar nar çiçekleri açarmış ve “Anarkali” Hint dilinde nar çiçeği demekmiş.
Anadoluda da nar, geleneksel olarak kullanılagelmiş bir semboldür. Düğünlerde gelin bunu duvara çarpıp berektli tanelerin saçılmasını sağlar. Yeni bir işyeri açıldığında da önce içeride nar kesip taneleri etrafa saçılarak, bol müşteri ve bol kazanç elde edileceğine inanılır.
Nar, pekçok dinde de bereket, doğurganlık ve yaşamın sembolü olagelmiştir.
Biz eski dünyalılar’ın bunca iyi tanıdığı nar, son yılların mucize meyvesi olarak yeni dünyalıların (kuzey amerikanın) moda yiyecek ve içecekleri arasına girmiş durumda. Birbirinden güzel şişelerde (sanki damlalıkla doldurulmuş gibi duran) satılan nar suyu reklamlarının şehrin en büyük panolarını süslemesi benim gibi nar ağaçları arasında büyümüş ve nar suyunun evde sıkılarak içilmesine alışmış biri için halâ biraz komik geliyor. Ama en çok gülümsemeden geçemediğim yer marketlerde nar satılan reyonlarda resimli panolarla «nasıl nar kesilir» dersleri veriliyor olması. Fakat gülümsemem uzun sürmüyor, malum bir şey nekadar moda olursa fiyatı da okadar yüksek oluyor.
Önümdeki reyonda, tanesi 3.5 $ a satılan narlara bakarken babamın yaptıkları gibi bir bardak suyu yapabilmek için bir servet harcamak zorunda olacağımı düşünerek «Çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane» sözünü hatırlayıp, aldığım tek narın içindeki bütün tanelerin tadını çıkarabilmek umuduyla kasanın yolunu tutuyorum. Eh reklam panolarının parasını birilerinin ödemesi gerekiyor.
Ocak 2007
