su-logo

La Chef

Seferihisar

Lezzet

 
Ice Wine (Buz Şarabı)

Pek çoğumuzun bildiği gibi şarapçılık dünyanın en eski mesleklerinden. Yazılı tarihe göre şarapçılığa ilk kez İ.Ö. 3000 yıllarında Mezopotomya ve Yunanistan’da rastlanıyor. Fakat benim sizlerle paylaşmak istediğim, ne şarapçılık mesleği ne de şarapçılığın tarihi, ben sizlere daha çok son yılların en popüler içeceği ve doğanın şarap severlere cömert bir armağanı olduğu düşünülen ICEWINE(Buz Şarabı)’dan bahsetmek istiyorum.

Dünyanın en büyük Icewine üreticisi sayılan Kanada’nın Montreal şehrinde yaşıyor olmak, bana hem Icewine üretimini yakından incelemek hem de pek çoğunun tadına bakma şansı verdi ve bende bunu sizlerle paylaşmak istedim.

Her nekadar şarapçılık tarihi insanlık tarihiyle yarişsa da, likid altın diye de anılan Icewine henüz çok genç. İlk icewine üretimi 1700’lerin ortalarında Alman şarapçılara hoş bir sürpriz olarak ortaya çıktı. Tamamen olgunlaşması beklenen üzümler ekim ayı ortalarına kadar dalında bırakıldı ve beklenmedik bir erken don olayıyla karşılaşıldı. Bu şanssız olaya üreticiler panikle yaklaşıp donmuş durumdaki üzümleri hemen presleyince hayal bile edemedikleri şeker yoğunluğu yüksek muhteşem bir lezzetle karşılaştılar ve böylece Eiswein (Icewine’ın almancası) doğmuş oldu.

Bu şanssızlığı şans yapan sebeb kısaca şöyle açıklanabilir; donmuş üzüm tanelerinin içerdiği su donup kristalleştiği için, üzümdeki şeker, aroma ve asiditesinden ayrılmış oluyor. Böylece donmuş üzümün preslenmesinden elde edilen likid, yaz ve sonbahar aylarındakilerin preslenmesinden elde edilenden iki ve hatta üç kat daha yüksek şeker, aroma ve lezzet yoğunluğuna sahip oluyor. Bu da şarap severlere ve hatta şekerli tadı sebebiyle şarap sevmezlere bile yeni bir lezzet keşfetme ve bunun keyfini çıkarma şansı yaratıyor.

Alman üreticilerin düzenli olarak Icewine üretimine başlamaları ise 1960’larin başlarını buluyor. Çünkü Icewine üretimi, oldukça zor bir süreç. Öncelikle üzümlerin tamamen doğal ortamda, yani dalında -8C° ile -13C° arasında donması gerekiyor. Tabii bu da Icewine üretilen bölgenin iklimiyle doğru orantılı. Ekim ayında tamamen olgunlaşan üzümler kış mevsiminde uygun soğukluğu bulmak üzere dalında bırakılıyor. Isı -8C° ile -13C° arasına düştüğünde donmuş ve mermer kadar sert hale gelmiş üzümler, hasat sürecinde ısınmaya yol açmamak için özenle ve çabucak toplanıp gene açık havada presleniyorlar. Bazı bölgelerde uygun serinliği yakalayabilmek için bu işlem gece yapılıyor. Elde edilen üzüm suyunun 35° Brix (%35 oranında şeker) içermesi ve Icewine’a dönüşmek üzere ortalama 6 ay fermente edilmesi gerekiyor. Veee daha sonra da afiyetle içiliyor.

Icewine, genellikle hafifçe soğutulmus olarak tatlı ile birlikte veya tatlı olarak ikram ediliyor.

Yazımın başında bahsettiğim gibi, Kanada ikliminin uygunluğu sebebiyle de dünyanın en büyük Icewine üreticisi konumuna gelmiş durumda. İlk kez 1973 yılında, Alman asıllı bir Kanadalı olan Walter Hainle tarafından Vancouver Okanagan vadisinde Icewine üretimine başlanmış olsada, gerçek anlamda Icewine üretim ve tüketiminin yaygınlasması 1980’lerin sonlarını buluyor. Son yıllarda Okanagan vadisi ile birlikte Niagara ovasındaki üretim de gözardı edilmeyecek boyuta ulaşmış durumda. Özellikle Inniskilin marka Icewine dünyada onlarca satış noktası olan ve Kanada Icewine’ın dünyadaki sembolü konumunda.

Icewine için likid altın denildiği kadar var; 375 ml bir şişe fiyatı 50$ – 90$ (Kanada Doları) civarlarında, tabii şişe büyüklüğü, marka vs gibi faktörlerle farklı rakamlara rastlamak da mümkün.

Icewine yapımında kullanılan en yaygın üzüm cinsi Riesling. Niagara ovasındaki Icewine üretiminde ise en popüler üzüm cinsi Vidal. Bunların dışında Gewürztraminer, Pinot Noir, Pinot Gris, Cabernet Franc, Chardonnay, Gamay, Merlot ve Kerner de Icewine üretiminde kullanılan üzüm cinsleri arasında bulunuyor.

Gelelim neye benzer bu Icewine’ın tadı; yazımın başından buyana sürekli tekrarladığım gibi Icewine bir “tatlı şarap”. Fakat tadı sizi yanıltmasın ortalama %10,5 oranında alkol içeriyor. Karşılaştığınız ilk tat şeker, hemen ardından bunu dengeleyen asiditesi ve o muhteşem aroması geliyor. Genel olarak Icewine içiminde bir Çin meyvesi olan lychee’yi çağrıştırdığı gibi, mango ve şeftali nektarı ile birlikte tropikal meyve aromaları sansasyonu yaratıyor. Kısacası aldığınız her yudumda “yoksa öldüm de cennete mi geldim?” sorusunu sorduruyor size.

Nisan 2006